22 Aralık 2016 Perşembe

insanın boğazı
kanalizasyon
ve bi nevi heves mezarlığı.
nerede başlayıp nerede bittiğini bilemeyen bi varlık;
insan.
hatırlayan, özleyen, konuşan, sevinen, üzülen...
hormon çöplüğü çoğu zaman.
ve sen
öylesine yaratılmışlığımızın ortasında
ahenkli bir dokunuşa sahipsin.
renkli bi telaş kimliğin.
caddelerde hızlı adımların
ve dillere pelesenk olmuşçasına
huysuz ve tatlı.
tanrının kulağıma okuduğu isimsin sen.
gözüm kapalı tanırım dediğim.
ellerinin
kokusundan
izlerini
bulurum,
dediğim.
tüm bunların karşısında
beceriksiz sevdamla duruyorum.
yine de bu eksiklik
avuçlarına sarıla sarıla uyumaktan
alıkoyamıyor beni.
ne mutlu!
şimdi uyku sandığının göğsünde
insan olmakla değil
senin olmakla gurur duyarak sessizliğe dalacağım.

sevgilim ellerimi tut,
çünkü
"sarılıp dallarına öpesim gelir."

ebrar yasemin kurt

https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DFSA8C-IcGdI&h=hAQG3hAHO

21 Aralık 2016 Çarşamba

"sevmek için"

senin bu diz boyu kelimelerin
avuçlarımda yangın gibi bir şey beliriyor
gözbebeklerine doğru.
hiçbirimizin yardıma ihtiyacı yok
bir ellerin 
bir ellerim.
zayıf bileklerin
yüzüme değer değmez güçleniyor
kuvvetleniyor parçalarım
zil çalıyor etekleri
dağlarda gezen bir çobanın.
hayal gibi bir şey seni sevmek
bulutlarda uyumak gibi
ve en güzel rüyası gecelerimin
sarhoş eden öpüşlerin.
içimdeki bu sevdan
ormanında kükreyen bir aslan gibi
yamaçlarıma hakimiyet savuruyor.
dirseklerin
ve dişlerin
hepsi sevmek için.
şimdi biz
bundan böyle
parçalansakta dağılmayız.
bu ayrı bir evresi kalbimin
kirpiklerin
ve kaşların
hepsi sevmek için.
ebrar yasemin kurt
gece dinleyin, gündüz dinleyin, sabah dinleyin, dinleyin.
bu alev alev gülüşüne sebep midir
kömür gibi gözlerin?
ve nasıl sıcaksın böyle yanar gibi
kimler azar işitiyor ağzından
baktıkça o deli güzel beline

koşturuyoruz ecnebi bir zamanın içinde
huzursuz limanlara demir atmış
kırılgan bi güvercin gibi sen
ve deniz maviliğinden hiçbir şey kaybetmiyor.

dizlerine çöküyorum usul usul
kıymetleniyor kaldırımlar
çünkü dizlerin
yan yana olmaktır bir çocuk sevinciyle.

koynunda devriliyor binalar
sokak lambaları, duvarlar
ve ağaçlar bir tek sana eğiyor
dallarını.

ben senin yerinde olsam
bu sevdayı kızgın bir kurşun gibi
avucumda gezdire gezdire
ya da bunca insanın kalbinin üzerindeki küfü
üfleye üfleye
bitirirdim.

çünkü bu kiri, pası giderecek umut
bir tek senin ellerinde.

ebrar yasemin kurt'